Sevgiliye…
Sevgiliye… Ey kömür gözlüm, elmas gözlerinde yandım ben, Tulumbacılar dahi artık etki etmez bana, Yalnızlık girdabında yok olup gittim de ben, Tut ellerimden kaldır beni ne olur azıcık acı bana, Sensiz bir anlamı yoktur şu gönlümün artık, Gel gir gönlüme, Ab-ı hayat sun bana… Geceler sessiz, yollar yolcusuz ve perişanım ben, Bir nur gibi aydınlat gecemi yeter artık yaklaş bana…. Yağmurlar ile birlikte şarkılar söylerdim ben, Bak, şarkılarda seni ister, yağmurda rahmetsin bana… Hani Rüyalarda seni görüp tekrar uyurum ya ben, Rüyalarda dahi olsa bir umut ver bana… Arada yıllar olsa da, seni beklerim ben hiç usanmadan, Bir ömürde geçse aradan yeter ki sen gel takıl bana… Limana yanaşan sahte tüccarlardan değilim ben,anla! Gönlünü almak ister ...
Mona Roza Şiiri ve Mona Rosa Olabilmek !
MONA ROZA Mona Roza, siyah güller, ak güller Geyvenin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Ah, senin yüzünden kana batacak Mona Roza siyah güller, ak güller *** Ulur aya karşı kirli çakallar Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa Mona Roza, bugün bende bir hal var Yağmur iğri iğri düşer toprağa Ulur aya karşı kirli çakallar *** Açma pencereni perdeleri çek Mona Roza seni görmemeliyim Bir bakışın ölmem için yetecek Anla Mona Roza, ben bir deliyim Açma pencereni perdeleri çek... *** Zeytin ağaçları söğüt gölgesi Bende çıkar güneş aydınlığa Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi Seni hatırlatıyor her zaman bana Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi *** Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur Bir mumun ardında bekleyen rüzgar Işıksız ruhumu sallar da durur Zambaklar en ...
Gayrısına AŞK demeye utanıyor İNSAN !
Medine’nin kadınları hem güler yüzlü, hem de güzeldirler. Ancak Hifa Hatun başka güzeldir ve bambaşka gülümser. Öylesine sıcakkanlı ve öylesine samimidir ki kadınlar onu canları gibi severler. Oğlu, abisi, erkek kardeşi olanlar akraba olmaya kalkar, hatta bazıları beylerine ister. Onu ciddi ciddi sıkıştırır, araya hatırlıları koyup, izdivaç teklif ederler. Hifa Hatun’un methi hızla yayılır ve çoook uzaklara gider. Bırakın hekimleri, tüccarları, vezirler, sultanlar sıraya girer. Ancak o Necaşi gibi bir İmparatoru bile reddeder sadece ve sadece Allah’ın rızasını diler. Ama taliplerin ardı arkası kesilmez. Kimi ayaklarına halılar serer… Kimi cevahirler döker… Yüz kızıl tüylü deveyi getirip kapısına bağlayanları mı sorarsınız, yoksa saray ...
İnsan Sevdiği Kişiye Götürdüğü Şeyi Sayar mı?
Bir gün bir derviş, Bir kucak dolusu elma ile bayırlar aşan bir genç kıza rastlamış… Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları.. “Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?” Diye sormuş derviş. Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız: “Sevdiğim çalışıyor orada… Ona elma götürüyorum.” “Kaç tane” diye soruvermiş derviş. Kız şaşkın: “İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?” deyivermiş.. Ve usulca koparıvermiş derviş elindeki tespihin ipini..
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun,etme
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi Bize ...
Yürüdüğüm Caddeler ve Boş Kaldırımlar
Yürüdüğüm Caddeler Yürüdüğüm caddelerde bomboş kaldırımlar, Kaldırımlarda Yürüyen Yalnız bir adam, Aklımdan geçen Sade ve Sadece Sen, Senden uzak olan ise yalnızca ben. *** Yürüdüğüm caddelerde yağmur sesleri, Caddelerde Rüzgar aklımda ise AŞK Gecenin sessizliği ve loş ışıklarla Sessizce Şarkı söylerler çok uzaklarda *** Tatlı bir rüya ile bölünen uykularda, En güzel olanı sadece senin olman, Sensizlik girdabında kaybolduğum anda, Uyumak isterim tekrardan seni görmek için, anla... Metin KILIÇ
Gönül Dünyamdan Sevgiliye Söyleyemediklerim-1
Gönül Dünyamdan Sevgiliye Gönülden Kopanlar-1 Söyleyemediklerim Serisi-1 Toplamda 5 Resimden Oluşmaktadır... Sözü fazla uzatmadan siz değerli misafirlerle paylaşmış olduğum gönlümden sevgiliye resimlerle yalnız bırakmak istiyorum. Sağlıcak ve Selametle Kalmanız Temennisi ile..
Yaralı Kuş Misali En Sevdiğime…
Bugün yalnızlıklar rıhtımında dolaşırken bir KAÇAK olmaya karar verdim. Kaçak olacaktım çünkü kaçak olduğum zaman kimse görmeden Kaçtığım kişinin yanına gidecek ve hasret giderip tekrardan teslim olacaktım. Zira deli gönlüme geçirecek tek bir sözüm kalmamıştı artık, kelimeler kifayetsiz ve uyarılar etkisiz kalmıştı ve yapacak bir şey yoktu artık. Tamamen O'na bağlanmış ve tamamen Yanımda olmasını istiyordum artık.Fakat görüyorum ki Yaralı Kuşum endişe ve korku içinde. kendisine gelen diğer kaçaklardan çok yara aldığından tereddütler içinde. Her limana yanaşan gemide bir umut düşüncesiyle bencil tüccartların aldıkları sevgiye karşın bedelini ödemeden kaçtıklarından dolayı. Endişelerin seni yokedebilir cinsten olabilir. Belki öyle düşünüyorsun, belki öyle ...
Yağmurda Dans Etmek ve Mutluluk Arayışları
İnsanlara şöyle bir soru yönelttiğiniz zaman genelde size verecekleri cevap aynı olmaktadır. Her insan için aynı şeyleri söylemek mümkün olmasa bile etrafınızda bulunan insanların 90% gibi bir kesimi bu soruya aşağıda verilen cevabı vereceklerdir. "Acıdan uzak bir hayat ister miydiniz?" sorusuna genelde "EVET, isterdim" cevabı verilmektedir. Neden acıdan uzak bir hayat isterdiniz sorusuna ise verilen mantıklı cevap sayısı neredeyse yok denilecek kadar az olmasının nedeni ise tam olarak bilinmemektedir. burada akıllara hemen şöyle bir soru gelmektedir."Acaba mutluluk nasıl elde edilir? " ve bu soruya ise herkes emin olun ki kendi düşüncelerine göre - ki düşünceler ise yaşamlardan elde edilen bir mahsül olduğu ...
Tarihin Arasokaklarına Katılan Yeni Yazılar
Bugün günlerden Perşembe ve tarih 2010 Mart'ının 4'ün göstermekte. Zaman sel gibi akıp gidiyor ve yine elden yapacak bir şey gelmiyor. Yine yalnız ve yine dertlerimi benden daha iyi bilen dertli klavyemle birlikteyim. 2 Gün içerisinde toplam 4 saatte yazılan ve "Söyleyemediklerim" diye adlandırdığım 10 yazı bugün saat 23.00 sularında tarihe gömüldü, hatta diyebilirim ki ben tarihe gömülebilirsem onlarda benimle birlikte tarihin arasokaklarına gömülmeye namzet olacaklar sadece ve sadece Alacakaranlık Diyarından Sevgiliye Armağan kaldı ki onuda tamamıyla bana ait olmadığı için bıraktım :) Çelişkili bir durum var ortada ama galiba bunu her tarihçinin yaptığı gibi bende es geçmeliyim. Kendim tarihin arasokaklarında ...

