Medeniyeti Bize Satmaya Çalışan Medeniler

Yazan: admin 19 Ocak 2010  
Kategori: Tarih (Genel)

Geçtiğimiz günlerde sürekli sohbet ettiğim birisi ile yine İslam ve Batı medeniyetleri üzerine konuşurken arkadaş kalkıpte Batı medeniyeti’nin islam medeniyeti’nden üstün olduğunu savunmaya başladı…

Eğer savunduğu şey hakikat olsaydı Başımı eğer saygıyla dinlerdim ancak Savunduğu şey tam bir çelişki taşımaktaydı ki arkadaşta konuşmalarına kendisi inanmak istemiyordu.

Vel hasılı kelam konu konuyu açınca ben sözünü bitirmesini bekledim ve Allah’ın izni ile başladım cümlelerime. Geçtiğimiz yıllarda okumuş olduğum bir kaynaktaki bilgiler geldi aklıma ve Aynen şunları söyledim kendisine;

Sevgili Dostum, Düşünce senin düşüncen bir şey diyemem ama benim kanaatime göre düşüncende yanlışlıklar var. İstersen sana bildiğim yanlışlıkları izah edeyim de sonrasında kendi kararını kendin ver dedim.

Henüz 16. yüzyılın başları -ki öncesini almaya bile gerek yok- şu anda Medeniyeti Müslümanlara satmaya çalışan Avrupa’da bırak medeniyetin kendisini, yıkanma kültürü dahi yoktu. Örnek verecek olursak eğer; Bir evde eğer duş alınacaksa ki bu yılda bir kere ya olur yahut olmaz dı  o da evin ortasına yapılan bir kazan aracılığı ile olurdu. Daha ilginç olanı ise Bu kazanın içi sıcak su ile doldurulduktan sonra öncelik Evin Reisi olan BABA’ya ait idi, sonrasına varsa evde erkek çocukları onları takip eden Anne ve kız çocukları yetmiyor O pasaklı suyun içerisinde en son bebekler yıkanırdı ki gerisini var kıyas eyle..

Söz yıkamadan açılmış iken bir Rahibe’nin hatırası gelince aklıma kendimi gülmemek için zor tuttum. Artık yılların biriktirmiş olduğu pasak ve kirli kokulardan rahatsız olan Rahibe’nin etrafındakiler zor bela ikna ederek yıkanmasını sağlıyorlar. Öyle saçma bir anlayış hakim ki Rahibe henüz ayağını suya dokundur ki hemen giyinip kaçmaya başladı. Nereye gittiğini merak eden etrafındakiler ise O’nu takip edince Kilise’nin içinde dua ederken bulmuşlar.

“Tanrım lütfen beni affet. Ben çok büyük bir günah işledim ve ayağımı suyun içine soktum” gibisinden dualar (!) etmeye başlamış.

Hayatında bir kere yıkanıpta övünenleri söylemeye hiç gerek yok sanırım..

Daha neler neler..

Hele bir tanesi var ki hey gidi günler hey dedirtiyor bana. Konu Osmanlı Devleti ve Temizliği Üzerine..

2.Bayezid Han döneminde Osmanlı Devleti’ne devletler arası görüşmelerde bulunmak için Rusya’dan Mihail Plachtneef adında bir elçi geliyor.Elçi Bayezid Han’ın huzuruna bin bir güçlük ile çıkarılacağı vakit, Bayezid Han’ın burnunun direklerini kıran bir koku aldığını hissettiğini ve kokunun kaynağını sorunca içeriği Rus Elçisi gelir ve kokunun kaynağını anlar. Bayezid Han Hiddetlenerek:” Bre Utanmaz, Bre Arlanmaz. Devlet-i Ali Osman’ın Topraklarına geldiğini bilmezsin, Padişah huzuruna çıkacağını bilmezsinde her gece yattığın karının koynuna da mı bu şekilde girersin?” diyerek adamlarına emir verip..

“Paşa, bu adamı geldiği yere derhal geri gönderin. Onunla birlikte gidip gelenlerde dönüşte Bir hamama uğrasınlar ve iyicene bir yıkansınlar. Ola ki o densizin Kokusu üstünüze sinmiştir.”şeklinde temizliğe ne kadar önem verdiğini bilmem biliyor muydun?

Benim amacım yanlışları hatırlatıp, bu yanlışların hangi doğrular ile değiştirildiğini göstermek idi. Sohbet ettiğimiz arkadaş biraz düşündükten ve kendi kendine tefekkür ettikten sonra “galiba doğru diyorsun, mantıken olması gerekn böyledir” diyerek itirafta bulundu.

Değerli okuyucular, Arasokakların tarihinde dolaşmaya devam edeceğiz…

Metin KILIÇ

Popularity: 21% [?]

Bu Konu İle Benzer Yazılar

Yorumlar


Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!






Google PageRank Checking tool Display Pagerank