Gayrısına AŞK demeye utanıyor İNSAN !

Yazan: admin 10 Mart 2010 Çarşamba  
Kategori: Söyleyemediklerim, Tarih (Genel)

Medine’nin kadınları hem güler yüzlü, hem de güzeldirler. Ancak Hifa Hatun başka güzeldir ve bambaşka gülümser. Öylesine sıcakkanlı ve öylesine samimidir ki kadınlar onu canları gibi severler. Oğlu, abisi, erkek kardeşi olanlar akraba olmaya kalkar, hatta bazıları beylerine ister. Onu ciddi ciddi sıkıştırır, araya hatırlıları koyup, izdivaç teklif ederler.

Hifa Hatun’un methi hızla yayılır ve çoook uzaklara gider. Bırakın hekimleri, tüccarları, vezirler, sultanlar sıraya girer. Ancak o Necaşi gibi bir İmparatoru bile reddeder sadece ve sadece Allah’ın rızasını diler.

Ama taliplerin ardı arkası kesilmez. Kimi ayaklarına halılar serer… Kimi cevahirler döker… Yüz kızıl tüylü deveyi getirip kapısına bağlayanları mı sorarsınız, yoksa saray anahtarlarını önüne atanları mı?

Hifa Hatun bütün bunlara dönüp bakmaz bile, Efendimiz(sas) ‘in huzuruna çıkıp “Ey Allah’ın Rasûlü” der, “bana cennete götürecek bir şeyler öğretsene.” Doğrusu o, Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ‘gündüzleri oruç tut’ ya da ‘geceleri namaz kıl’ gibi bir tavsiyede bulunacağını sanır ama Server-i Kâinat “Önce evlenmen lâzım” buyururlar “zira bununla dininin yarısını emniyete alırsın!” Hifa, büyük bir teslimiyetle boynunu büker ve “siz kimi münasip görürseniz ben ona razıyım” der.

Mâlum, o sıradan bir hanım değildir ve onu nikahına alacak erkeğin de “özel” olması gerekir. Lâkin Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ne kimseye ümid verir, ne de kimsenin ümidini kırar. Her zamanki gibi basit ve pratik bir çare bulur “yarın sabah mescide ilk gelenle evlen” buyururlar. Bu teklifi herkesin hoşuna gider, talipler erken kalkmak için tedbirler düşünür, kendilerince hazırlık yaparlar.

Bu haberi elbette Hazret-i Suheyb de duyar ama dikkate almaz. Zira o fakir ve kimsesiz biridir. Evi yurdu yoktur ve karnını zor doyurur. Kah ağaç altlarına uzanır, kâh mescid gölgelerine kıvrılır. Uzun boyuna rağmen o kadar zayıftır ki, rüzgar sert esse ayaklarını yerden kaldırır.

Ama bakın şu işe ki o gece Allahü teâlâ bütün sahabelere derin bir uyku verir, Hifa Hatun’un talipleri gözlerine çöken ağırlığa yenilirler. Rasulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) her zamanki gibi imsak sökerken mescide gelir ve büyük bir merakla talihli sahabeyi bekler.

Nitekim mescidin eşiğinde bir gölge uzar ve Süheyb içeri girer.
Rasulullah Efendimiz(sas) namazdan sonra Hifa Hatunu çağırtıp neticeyi bildirir. Hazret-i Hifa büyük bir teslimiyetle kabul eder.

Efendimiz(sas) güzel bir hutbe okur ve nikah akidlerini yaparlar. Sonra şanslı sahabeye döner “Ey Süheyb” buyururlar, “şimdi hanımına bir hediye al ve tut elinden evine götür.”Suheyb (R. anh) ellerini çaresizlikle iki yana açar. “İyi ama” diye mırıldanır, “benim ne bir dirhem gümüşüm, ne de sığınacak evim var.”

Hifa Hatun kocasının boynunu büktürmez, ona içinde on bin dirhem gümüş olan süslü bir heybe gönderir ve “filanca yerdeki köşkümü sana hediye ettim” der. Alemlerin Efendisi(sas) çok hislenir onlara hayır dualar ederler.

Süheyb, o gün Medine sokaklarında dolanır durur, akşama doğru utana sıkıla konağa sokulur. Kendisi için hazırlanan muhteşem sofradan ya bir, ya iki hurma alır ve “Ya Hifa” der, “biliyorum sen benim için bulunmaz bir nimetsin, ben ise senin için sadece mihnetim. Ben şükretsem gerek, sen sabretsen gerek. İster misin şu geceyi taat ve ibadetle geçirelim zira Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) “Cennette yüksek bir çardak vardır. Orada yalnız şükredenlerle sabredenler otururlar.” buyurdular.

Ve öyle de yaparlar. Seccadelerini gözyaşları ile ıslatır, kalplerini zikr ile aydınlatırlar. Cebrail Aleyhisselam olup biteni Resulullah Efendimiz(sas) ‘e anlatır ve onları Allahü teâlânın cenneti ve cemaliyle müjdeler.

Ertesi sabah, namazdan sonra Efendimiz(sas) , Suheyb’i yanlarına oturtur “Ey Süheyb” buyururlar “geceki halini sen mi anlatırsın ben mi anlatayım?” Süheyb gözlerini kucağına indirir, zor duyulan bir sesle “Allah’ın Rasulü en iyisini bilir” cevabını verir.

Efendimiz(sas) onlara “ne mutlu size” gibilerinden bakar, “İkiniz de cennetliksiniz” buyururlar, “… ve Allahü teâlâyı göreceksiniz! ” Süheyb derhal secdeye kapanır ve “Ya Rabbi!” diye yalvarır, “o ki beni mağfiret ettin, günahlara bulaşmadan canımı al!”

Allahü teâlâ bu yanık duayı kabul eder, Suheyb, secdede kalakalır. Mescidde bulunanlar ağlamaklı olurlar. Rasulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Size daha şaşılacak bir şey söyliyeyim mi? Şu anda Hifa Hatun da ruhunu Hakka teslim etti” buyururlar.

Namazlarını, yüzü suyu hürmetine yaratıldığımız o Yüce Server kıldırır. İkisini yanyana toprağa bırakırlar. Baş uçlarına küçük bir tahta çakar.
Birine “Şükredenlerden Suheyb” yazarlar, öbürüne “Sabredenlerden Hifa!”…

gayrısına aşk demeye utanıyor insan..!

Popularity: unranked [?]

İnsan Sevdiği Kişiye Götürdüğü Şeyi Sayar mı?

Yazan: admin 10 Mart 2010 Çarşamba  
Kategori: Küçük Dünyam, Söyleyemediklerim

Bir gün bir derviş,
Bir kucak dolusu elma ile bayırlar aşan bir genç kıza rastlamış…
Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları..
“Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?”
Diye sormuş derviş.
Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız:
“Sevdiğim çalışıyor orada…
Ona elma götürüyorum.”
“Kaç tane” diye soruvermiş derviş.
Kız şaşkın:
İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?” deyivermiş..
Ve usulca koparıvermiş derviş elindeki tespihin ipini..

Popularity: unranked [?]

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun,etme

Yazan: admin 09 Mart 2010 Salı  
Kategori: Kültür ve Sanat, Söyleyemediklerim

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme

Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme

Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme

Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme

Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme

Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme

Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme

Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme

İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme

Mevlana Celaleddin Rumi

Popularity: unranked [?]

Yürüdüğüm Caddeler ve Boş Kaldırımlar

Yazan: admin 09 Mart 2010 Salı  
Kategori: Küçük Dünyam, Söyleyemediklerim

Yürüdüğüm Caddeler

Yürüdüğüm caddelerde bomboş kaldırımlar,

Kaldırımlarda Yürüyen Yalnız bir adam,

Aklımdan geçen Sade ve Sadece Sen,

Senden uzak olan ise yalnızca ben.

***

Yürüdüğüm caddelerde yağmur sesleri,

Caddelerde Rüzgar aklımda ise AŞK

Gecenin sessizliği ve loş ışıklarla

Sessizce Şarkı söylerler çok uzaklarda

***

Tatlı bir rüya ile bölünen uykularda,

En güzel olanı sadece senin olman,

Sensizlik girdabında kaybolduğum anda,

Uyumak isterim tekrardan seni görmek için, anla…

Metin KILIÇ

Popularity: unranked [?]

Gönül Dünyamdan Sevgiliye Söyleyemediklerim-1

Yazan: admin 06 Mart 2010 Cumartesi  
Kategori: Söyleyemediklerim

Gönül Dünyamdan Sevgiliye Gönülden Kopanlar-1 Söyleyemediklerim Serisi-1 Toplamda 5 Resimden Oluşmaktadır…

Sözü fazla uzatmadan siz değerli misafirlerle paylaşmış olduğum gönlümden sevgiliye resimlerle yalnız bırakmak istiyorum.

Sağlıcak ve Selametle Kalmanız Temennisi ile..



Devamını oku

Popularity: 4% [?]

Yaralı Kuş Misali En Sevdiğime…

Yazan: Metincan 06 Mart 2010 Cumartesi  
Kategori: Söyleyemediklerim

Bugün yalnızlıklar rıhtımında dolaşırken bir KAÇAK olmaya karar verdim. Kaçak olacaktım çünkü kaçak olduğum zaman kimse görmeden Kaçtığım kişinin yanına gidecek ve hasret giderip tekrardan teslim olacaktım. Zira deli gönlüme geçirecek tek bir sözüm kalmamıştı artık, kelimeler kifayetsiz ve uyarılar etkisiz kalmıştı ve yapacak bir şey yoktu artık. Tamamen O’na bağlanmış ve tamamen Yanımda olmasını istiyordum artık.Fakat görüyorum ki Yaralı Kuşum endişe ve korku içinde. kendisine gelen diğer kaçaklardan çok yara aldığından tereddütler içinde. Her limana yanaşan gemide bir umut düşüncesiyle bencil tüccartların aldıkları sevgiye karşın bedelini ödemeden kaçtıklarından dolayı. Endişelerin seni yokedebilir cinsten olabilir. Belki öyle düşünüyorsun, belki öyle düşünmek istiyorsun, Benide O sahtekar tüccarlardan zannediyor olabilirsin, olabilirsin çünkü bende bir insanım. Fakat ben geldiğim gemimle birlikte elimdekileri paylaşmak için geldim Senin gönül limanına, Elimde olan herşeyi vermek isterim ve elimde avucumda bir şey kalmayıncaya kadar senin olmak isterim. Senin olmak isterdim ve aldığım nefesi ise senin için almak , beslenmeyi dahi senden almak isterdim. Ne zaman gözlerine baksam mutluluğu görürüm, Ağlamak yerine gülmesi gereken gözlerinden acı hatıraların değil belki mutluluğun yaşları akmasını isterdim. Gözlerine bakan belki sadece ben değilim ancak ihtimal diğerleri için bir çift gözden farkı olmayan kömür karası gözlerin benim için adeta bir hayat kaynağı hükmündedir.

Hani filmlerde olur ya süper kahramanlar herşeyleri yapmacıktır ve bilirsin onların yalan dolan olduklarını fakat ben biliyorum ki benimkisi film değil gerçek bir süperkahraman. Herşeyi ile gerçek, içinde yalan ve dolan olmayan bir gerçek.Geldin ve Bir bakışla aldın içimdeki tüm sıkıntıları, Kollarınla sardın beni adeta ama hissettirmedin. Sıcak bakışın ile içimi ısıttın ve kendime gelmeme sebep oldun. Bu olanlara kayıtsız kalmak mümkün değil ama sana ne vereceğimi bilmiyorum fakat seninle birlikte sana tekrardan seni anlatan şiirlerimi, yazılarımı, duygularımı verebilirim ki zaten onlar hepsi senin için. Fakat yine tekrarlamak istiyorum benim bu yaptığım ise kuyumcuya tekrardan aldığın altını satmaktır.Ben onu yapıyorum, sana senden aldıklarımı geri iade ediyorum ve sana sevgimi belli etmek istiyorum fakat biliyorum ki bu öyle kolay olmayacaktır. Meşhur bir söz vardır “İnsan inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar yapabilir” şeklinde. Eğer benim bir hatam olmuşsa BÜYÜK olduğundan beni affetmeni rica ediyorum çünkü sana gelirken içimdeki tüm kötülükleri çöpe attım ve sadece kendimle, benliğimle sana geldim. Acımadım onları çöpe atarken çünkü onlar acımamıştı bana hepsini tek tek buruşturup yakarak çöpe attım.

Bir yol çizdim ikimiz için, uzun ve mutlu bir yol. İçinde mutlu olmak için hüznünde olduğu bir yol ve genel manasıyla mutluluklarla dolu bir yol. Rıza-yı İlahi için uzaklara gitmeyi hayal ettim, seninle birlikte gelecek sıkıntılara gögüs germeyi düşündüm ve o anda önüme gelen herşeyden vazgeçtim. Haddim olmayarak makamlar sunuldu fakat ben seni istedim. Çizdiğim bu yolda karanlıklar içinde aydınlığa ulaşmayı düşündüm, Karanlıklar ülkesinden çıkan beni aydınlıklar ülkesine götürecek olan Sensin diye düşündüm, Misafir olarak benimle birlikte gelecek olanı yine sen karşılarsın elbette ancak karşılayacağın kişi yine SEN OL diye istedim.

(Metin KILIÇ)

Devamını oku

Popularity: 5% [?]

Sonraki sayfa »


Google PageRank Checking tool Display Pagerank